
Modern yazılım sektöründe fikri mülkiyet hakları, hem yazılımcılar hem de işverenler açısından en kritik ve sık tartışılan konulardan biridir. Bir yazılımcı, yeni bir uygulama, algoritma, kod kütüphanesi veya yazılım ürünü geliştirirken ortaya çıkan eser, kimin malı sayılır?
Bu soru, özellikle istihdam ilişkilerinde karmaşık hukuki durumlar yaratır. Genel olarak, fikri mülkiyet (telif hakkı, patent, ticari sır vb.) hukuku, yaratıcının emeğini korurken, işverenlerin de iş ilişkisi sırasında üretilen çıktılar üzerinde hak iddia etmesine imkân tanır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Madde 18/2 der ki: Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.
Yani, Şirkette, işinizin bir parçası olarak yazdığınız kodlarda ticari haklar (satma, kullanma, para kazanma hakları) genellikle işverene/şirkete geçer. Bunu değiştirmek istiyorsanız, sözleşmede net bir madde olması gerekir.
Diyelim ki bir fintech şirketinde backend developer olarak çalışıyorsunuz. Mesai saatlerinde şirket için bir ödeme sistemi geliştirdiniz. Bir süre sonra işten ayrılıp ‘Bu kodu ben yazdım, artık başka şirkete de satarım.’ diyemezsiniz. Evet, kodu siz yazdınız ama bunu işin bir parçası olarak yaptığınız için mali haklar şirkete aittir. Eser sahibi olarak siz kalırsınız ama kodu satma hakkı siz de olmaz.
İşveren o yazılımı çoğaltma, yayma, yeni projeler geliştirme gibi mali haklarıyla serbestçe kullanır. Manevi haklar (adın belirtilmesi, umuma arz etme hakkı, eser bütünlüğünün korunması gibi) ise her koşulda yazılımcıda kalır ve devredilemez. İşveren, yasal olarak eser sahibinin manevi haklarını kendi adıyla kullanamaz. Örneğin bir uygulama çalışan tarafından yazılıp işverene teslim edilmişse, işveren bu uygulamayı sadece çalışan yazılımcının adıyla yayınlayabilir. Aksi hâlde eser sahibinin manevi hakları ihlal edilmiş olur.
İstisna sözleşmesi (TBK m.470) ile çalışan bağımlı değilse, durum farklıdır. Tam zamanlı bir çalışan gibi değil de bağımsız developer ile (freelance ya da konsültan) yapılmış iş sözleşmesinde (istisna), FSEK 18/2 maddesi otomatik işlemez. Yani bir yazılım firması, çalışanı olmayan bağımsız bir developer ile anlaşırsa, ortaya çıkan kodun mali hakları otomatik olarak firmaya geçmez.
Bu durumda developer eser sahibi olarak kalır ve işveren kodu kullanmak için geliştirebileceği lisans veya hak devir sözleşmesi imzalamalıdır. Aksi halde ödeme yapılmış olsa bile, developerin yazılımını kullanmak hukuka aykırıdır. Çünkü para transferi değil, bu sözleşme işin sahibini belirlemektedir.
Açık kaynak = tamamen serbest diye bir durum söz konusu değildir. Bazı açık kaynak lisansları çok özgür (istediğin gibi kullan), bazıları ise “Eğer bunu ticari ürününe koyarsan, senin bütün ürününün kodlarını da açık hale getirmen gerekir” diyor. Buna “copyleft” denir. Lisans türlerine göre açıklayak olursak;

Tersine mühendislik, yani bir yazılımın işleyişini inceleyip kodunu çözümleyerek aynı işlevi yapacak benzer bir program oluşturma, genel olarak fikri mülkiyet hukukuna aykırı kabul edilebilir. Ancak Türkiye’de FSEK belirli koşullarda tersine mühendisliği istisna sayar. Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu 38/2 hükmü uyarınca, yazılımı yasal yoldan elde eden kişi programın fikir ve ilkelerine ulaşmak amacıyla programı inceleyebilir ve başka yazılımlarla uyumlu hale getirmek için gerekli kod bilgilerini elde edebilir. Bu, kullanıcıya programı çalıştırırken kodun işleyişini gözlemleme özgürlüğü tanır.
Örneğin, bir şirket müşteri için yazılmış ve kayıt dışı bir sürümü eline geçirmiş ise, sadece uyumluluk adına gerekli satırları analiz edebilir. Ancak bu istisnanın kapsamı sınırlıdır: Elde edilen bilgiler yalnızca uyumluluk amacıyla kullanılmalı, yeni bir yazılım geliştirmek veya eseri çalmak için kullanılamaz.
Pratikte, birçok yazılım sözleşmesinde “Tersine mühendislik yasaktır” şeklinde hükümler bulunur. Türkiye’de uyumluluk istisnası geçerlidir. Gizli kaynak kod üzerinde ciddi bir tersine mühendislik yapılırsa, bu haksız rekabet ve ticari sır ihlali sayılabilir. Dolayısıyla, ihtiyaç halinde uyumluluk için kodu inceleyebilirken, bu analizlere dair dijital kanıtlar (log, e-posta) tutulmalıdır.
Yazılımınızı çalmaya veya izinsiz kullanmaya çalışanlara karşı Türkiye’de çeşitli hukukî yollar vardır. Telif hakkı ihlali halinde eser sahibi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca tedbir (durdurma) ve tazminat talep edebilir. Örneğin FSEK m.70/2, yetkisiz kullanım durumunda hak sahibinin ekonomik zararını ve haksız kazancı hukuka uygun bir tazminatla karşılayabileceğini hükmeder.
Ayrıca, basılı veya dijital ortamdaki izinsiz nüshalar toplatılabilir. FSEK m.70 ve 68/1’e göre, tespit edilen ihlal için belirlenen lisans bedelinin 1–3 katına kadar tazminat istenebilir. Eğer hak sahibinin talebi üzerine ihlal durdurulmazsa, suç duyurusunda bulunarak ceza davası açılmasını sağlayabilir; FSEK m.71 ve devamında telif ihlali suç sayılmıştır. Türk Ticaret Kanunu ve Haksız Rekabet Kanunu çerçevesinde de ticari sır/işletme sırrı ihlali yoluna başvurulabilir.
Daha fazla soru için
İletişime Geçin!Contact Now!