
Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca isim ve soyadı değişikliği talepleri, “haklı sebep” koşulu gerçekleştiğinde mümkün bulunmaktadır. Ancak uygulamada, mahkemelerce hangi gerekçelerin haklı sebep olarak kabul edildiği hususu, dava sonucunu doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur.
Dolayısıyla isim değiştirmek isteyen kişinin, talebini somut ve ikna edici nedenlerle ortaya koyması önem taşır. Burada önemli olan nokta, kanunda “haklı sebep” için sınırlı ve tek tek sayılmış bir liste bulunmamaktadır.
Yargıtay uygulamasında kişinin özel koşulları, sosyal çevresi, aile ilişkileri, kişiliği ve ismiyle kurduğu ilişki dikkate alınmaktadır. Bu nedenle aynı gerekçe bir kişi açısından yeterli görülürken başka bir olayda farklı değerlendirme yapılabilir.
İsim değişikliği davasında en önemli konu, değiştirme talebinin nedenidir. Mahkemeye yalnızca “ismimi beğenmiyorum” demek yerine, mevcut ad veya soyadın kişinin hayatında ne tür somut bir sorun oluşturduğu açıklanmalıdır.
Yargıtay kararlarında, kişinin çevresinde başka bir isimle tanınması, adını benimsememesi, ad veya soyadın kişinin kişiliğiyle özdeşleşmemesi ve sosyal yaşamda önemli güçlük oluşturması gibi kişiye özgü nedenlerin dikkate alınabileceği görülmektedir.
Uygulamada haklı sebep olarak ileri sürülebilecek durumlar;
İsim veya soyisim değişikliği davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise isim değişikliği davalarında kural olarak davacının yerleşim yeri esas alınır. Bunların yanı sıra vekalet ile işlemlerinizi takip ettirecekseniz vekaletname verirken isim değişikliği ile ilgili açık yetki vermek de önemlidir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından konu biraz daha farklıdır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 41. maddesinde Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarda uygulanacak yetki düzenlenmiştir. Buna göre uygun Türk mahkemesi belirlenemediğinde kişinin Türkiye’de sakin olduğu yer, son yerleşim yeri ve bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkili olabilir.
Bu nedenle yurt dışında yaşayan kişilerin “Türkiye’de adresim yok, isim değişikliği davası açabilir miyim?” sorusunun cevabı evettir; ancak hangi mahkemenin yetkili olduğu kişinin Türkiye ile olan adres ve yerleşim ilişkileri incelenerek belirlenmelidir.
İsim değişikliği davası için öncelikle değiştirilmek istenen mevcut ad veya soyad ile yeni alınmak istenen ad veya soyad belirlenmelidir. Ardından dava dilekçesinde;
2026 yılında geçerli yargı harçları tarifesine göre isim değişikliği davasında dikkate alınacak temel maktu harçlar:
Örneğin kişinin başka bir isimle tanındığını ileri sürmesi halinde tanık anlatımları, eğitim, sosyal veya iş hayatına ilişkin kayıtlar, kişinin kullandığı isimle bağlantılı belgeler veya somut olayı gösteren diğer deliller gündeme gelebilir. Yani amaç yalnızca “isim değişikliği istiyorum” demek değil, neden değişiklik istendiğini mahkemeye somutlaştırabilmektir.
Her isim değişikliği davasında aynı deliller zorunlu değildir. Belge listesi, ileri sürülen gerekçeye göre hazırlanmalıdır.
Uygulamada şu belgeler veya deliller gündeme gelebilir:
Örneğin kişi başka bir isimle tanındığı gerekçesiyle dava açıyorsa tanıklarının yalnızca isim değişikliğini istemesini bildiklerini söylemeleri yerine, kendisini hangi isimle ve ne zamandır tanıdıklarını anlatmaları daha anlamlıdır.
İsim değişikliği davası için kanunda belirlenmiş, bütün dosyalarda geçerli bir bitiş süresi bulunmamaktadır. Bununla birlikte uygulamaya yönelik zaman aralıkları vermek mümkündür.
Standart bir isim değişikliği davasında ilk derece mahkemesinin karar vermesi için yaklaşık 2–4 aylık bir süre öngörülebilir. Ancak; ek duruşma yapılması, tanıkların farklı bir tarihte dinlenmesi gibi durumlarda 6 aya kadar uzayabilmektedir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na 2019 yılında eklenen Geçici 11. madde ile bazı ad ve soyadların mahkeme kararı olmaksızın idari yoldan değiştirilmesine geçici olarak imkân tanınmıştı. Bu düzenleme; belirli yazım ve imla hataları, toplum tarafından gülünç karşılanan bazı ad ve soyadlar ve benzeri sınırlı durumları kapsıyordu. Ancak bu uygulama süreli ve istisnai bir düzenlemeydi ve geçici uygulama dönemi sona erdi.
2026 itibarıyla genel kural, haklı sebebe dayanan isim veya soyisim değişikliğinin mahkeme yoluyla talep edilmesidir. Geçmişte bazı özel durumlar için uygulanan geçici idari düzenleme ise süreliydi.
Soyisim de Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesindeki ad değişikliği hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Ancak boşanma, evlilik, çocukların soyadı veya soybağı gibi özel durumlarda ayrıca farklı hukuki düzenlemeler gündeme gelebilir.
14 Kasım 2024 tarihindeki değişiklik sonrasında ad değişikliği kararlarının Basın İlan Kurumu ilan portalında yayımlanması öngörülmüştür. Bu nedenle kararın ilan boyutu da ayrıca dikkate alınmalıdır.
İsim Değiştirme İle İlgili Sorularınız İçin
İletişime Geçin!Contact Now!